27 Mayıs 2014 Salı

Milena'ya Mektuplar



Buyrunuz efenim hazin bir aşk hikayesine ,kavuşulamayan aşka .Bazen boğuyor sizi kitap ama sonra bir cümle okuyorsunuz oha diyip kaliyorsunuz yine .400 sayfalık kitabı yoğun iş temposuna rağmen 1 haftada bitirebildiğim için kendimi kutlar okumanızı şiddetle tavsiye ederim.

Kitaptan birkaç güzel söz size;

''bir odadayız milena. birbirine bakan iki kapının ardındayız ama ayrı ayrı. biri açacak olsa diğeri hemen ürküp kapıyor kapıyı. halbuki bu iki kişi ürkeklik olarak bu kadar benzemeseler, biri diğerine hiç aldırış etmese açsa kapıyı çıksa dışarı odayı düzenlese. ama hayır o da en az diğeri kadar ürküyor ve saklanıyor kapısının ardına ve o güzelim oda bomboş kalıyor ortada.''

'en şaşırtıcı olan bana gelme isteğin. yanıma inersen kör olursun, batarsın dibe, sen başını dik tutmak için çırpınacaksın. gücünü sonuna kadar kullanıp parçalanırsın ve yok olursun. benim olduğum yerde ne mutluluk ne de iyilik var. oraya bırakılmışım ve senin yurdunun savaş öncesi bunaklarına dönmüşüm.'

'bana çok ağır bir suçlaman var mektubunda. “sen sadece sana lazım olduğu zaman gelmeyi bilirsin” diyorsun. doğru yanları olabilir bunun. sonra “hoşçakal frank. o işe yaramaz telgrafı çekmenin bir anlamı kalmadı artık, o yüzden çekmeyeceğim” diyerek beni iyice hayal kırıklığına uğratıyorsun. ilk cümlen neyse ama ikincisini kabul edemem milena..'

'dürüst bir insanım milena. esaretin izin verdiği kadar dürüst. bir şeklimle herkese benzemeyen farklı bir yön var bende. huzur içinde bir dakika bile çok görülmüştür bana. herşeyi savaşarak kazanmak mecburiyetindeyim. sadece geleceğimi değil geçmişimi de kendim yaratmak zorundayım. dünya sağa dönüyorsa bu ritme uymak için benim sola dönmem gerekiyor. palto giymeye üşenirken bu koca dünyayı sırtımda nasıl taşırım ben?.'

19 Mayıs 2014 Pazartesi

Yastayız

Kader diyip geçiştirmeye çalıştığınız şeyler umarım en son sizin kaderiniz olur. Yanlış anlamayın beni sakın bu bir beddua değildir. Nasıl ki sizin acının bu yoğun zamanında ağzınızdan tükürükler saçarak kurduğunuz cümleler küfür yerine geçmiyorsa.. İnsanlığınızın kayboluşunu buram buram her saniye izlemek nasıl ki bizi hala ayakta tutuyorsa .
301 kişi dedik kaldık .. Sayının çoğaldıkça acının artmasını anlamaya çalışıyorum günlerdir. Bir kişi daha az acı mı 700 olunca devleşicek mi acılarımız. İnsanlıktan çıktın Türkiye .
Ölüme takdir diyen bir toplumuz lafım yok elbette inanç bütünlüğü her müslamanım diyende var elbette ki bu memlekette en Müslümanım diyen insanların yaptıklarını da biliriz biz. Neyse konumuz bu da değil elbette..Bile bile ölüme yollanan yüzlerce can. Konu tamda bu işte. İhmalkarlığın sebep olduğu, arkada biçare kalan çoluk çocuk, eş, ana, baba.
Bakmayın şimdi her kanalda Soma haberi gördüğünüzede bir kaç gün sonra yok olup gidecek hepsi dönecek hayat normale .Hiç olmamış sayacağız ,yine çalışacak bu güçlüklerde insanlar, oturduğumuz yerden acılarını paylaşacağız yine olursa. İsyan etmeyeceğiz ama hiç. Çünkü sen, üç maymunun kralısın  Türkiye. 
.

11 Mayıs 2014 Pazar

Benim tontiş Annem



Hani eski zaman masalları anlatır 
Hüznümü huzura dolarsın 
Kaşım gözümden çok içim bir parçan 
Annem sen benim yanıma kalansın 

Hani bir biblon vardı kırdığım 

Üstüne ne kırgınlıklar yaşadın 
Ama bil ki ben de parçalandım 
Annem ben senin yanına kalanım 

Annem annem 

Sen üzülme 
Sözlerin hep 
Yüreğimde 
Uzayan sohbet gecelerinde 
Rolleri unutur dost oluruz 
Bizi bağlayan bu kan değil yalnız 
Annem biz birbirimize kalanız 

Ben kararlı uçarken yolumda 

Sen çatık kaşlarının altında 
Her yeni güne sevgiyle başlarsın 
Annem sen benim yanıma kalansın 

Annem annem 

Sen üzülme 
Sözlerin hep Yüreğimde


10 Mayıs 2014 Cumartesi

4 Mayıs 2014 Pazar

Bazen

İki güzel insanın bir araya gelipte söylediği hangi şarkı kötü olabilir ki buyrunuz efenim alınız neşterleri elinize bırakınız kendinizi sonrası mı sonrası sonsuz mutluluk
**intihara teşvik etmekten hapse atmasınlar bu yazıdan sonra beni olur mu olur


intihara teşvik dedim sonra ciddi ciddi düşündüm araştırdım
bakınız efenim intihara teşvik suçunun cezası neymiş 

Çay üzerine herşey..

bana bir çay pişir. bırakalım her şey kendi kendine düzene girsin. bir şey kaybetmek korkusuyla yaşamayalım. ne olacak endişesine kapılmayalım. bırakalım zaman her şeyi halletsin. bu söz bize korkunç gelmesin. aynı ırmağa bir kere daha girelim. acele etme, çay kendi kendine demlenir. ”sen gideli neler oldu bak” diyerek her şeyi bir çırpıda anlatmayalım: bu sağlık bozucu davranıştan kaçınalım. hemen birbirimizi eksiltmeyelim. ”dur ıslanmışsın, sana kuru bir şeyler vereyim” deme. nasıl olsa kururum. günlük yaşantıların küçük koşuşmaları içinde bunalmayalım, nefes nefese kalmayalım. insan kendini kaybediyor sonra.”

oğuz atay